24-26 Nisan'da İstanbul Üniversitesi Kongre Merkezi'nde
düzenlenen Doğal Doğum Kongresi'ne katıldık.
Doğal doğumu destekleyen 400 katılımcı; ebe, hemşire,
doktor, doula ve psikolog; 3 gün boyunca konuştuk, dinledik, tartıştık,
bilgilendik.
En heyecan verici misafirlerimizden biri, Fransız doktor
Michel Odent… 83 yaşında, kendine has tarzıyla hepimizi ihya etti konuşurken. Yapay
oksitosinin doğal doğumun akışını, bebekleri, rahmi ve emme reflekslerini nasıl
etkilediği üzerine uzun uzun bilgilendirdi bizi. Kurucusu olduğu Londra’daki
Primal Health enstitüsünde yaptığı ve bize örnek olarak sunduğu başka onlarca
çalışmaya rağmen hala araştırılacak çok şey olduğunu söylüyor.
![]() |
| Michel Odent ve doulalar :) |
Kendisiyle öğle yemeği şansı yakalayan iki doula arkadaşıma
da doulalar ile ilgili söyledikleri en çok aklımda kalanı. Doğumda mahremiyeti
korumaktan, annenin alanını korumaktan sorumlu olduğunu söylüyor doulaların. Yoksa
hiç kimsenin, doğumun doğal akışı boyunca anneye ve bebeğe bir katkıda
bulunmasına gerek yok diyor…
Diğer ünlümüz ise Sherry Gilbert. Kendisi, sağlık sorunları
nedeniyle bize katılamayan Hypnobirthing’in kurucusu Marie Mongan’ı temsilen
bizimleydi. Doğumda kullanılan pozisyonların anneye ve bebeğe nasıl yardımcı
olduğunu, doğumun doğal akış ve ritmini desteklemenin yollarını anlattı, pek
sevdik onu da…
Bunun dışında benim de tanışmak istediğim pek çok doktor ve
ebe oradaydı, hepsiyle kısa kısa da olsa konuşma, kendilerini dinleme fırsatım
oldu.
Ebe arkadaşlarımızdan bol bol dinledik, günümüzde ne tür
zorluklarla karşı karşıya olduklarını, meslek tanımlarının anlaşılamaması ve
çeşitli sebeplerle kendi işlerini icra edemiyor olmalarına dertlendik hep
beraber. Ama inanıyorum ki, doğumla ilgili anlayışlar değişiyor, ebeler de
kendi kutsal vazifelerini tam anlamıyla gerçekleştirebilmek için uygun ortamlar
bulacaklar, hak ettikleri saygıyı yeniden kazanacaklar…
Kongrede gergin anlarımız da olmadı değil tabii… Benim en
gergin anım da, “sezaryen ve doğal doğum” başlıklı konuşmasını “yahu ne riske
giriyorsunuz, ne güzel sezaryen var, tamam doğal doğum güzel bir şey ama her
zaman mümkün değil; sezaryen oranları normal, kötümser olmayın” diye özetleyebileceğimiz
bir profesöre verecek bir sürü cevabım varken kalkıp “eee, üslup çok önemli”
diye başlayıp lafımın sonunu getirememem ve tamamen yanlış anlaşılmamdı! :) Ama
oluyor böyle şeyler işte..
İçsel Doğum Doula Eğitimi’nin güzel eğitmeni, biricik
öğretmenimiz, mentorumuz Julia Steils’ın konuşmasını da gururla dinledik. Kendi
slaytında “doula ebe değildir” vurgusunu özellikle yapmış olmasına rağmen bazı
ebeler tarafından daha sonra “mesleğimiz elimizden gidiyor, durdurun bu
doulaları!!” şeklinde galeyana gelinmesi de hepimiz için yoğun anlardan
biriydi.
Doulalık Türkiye’de çok yeni bir kavram, yepyeni bir meslek.
Anlaşılmamız için zamana ihtiyacımız olacak elbette. Sadece istiyoruz ki
ebeler, onları ne kadar çok desteklediğimizi bilsin ve iş tanımlarımız doğru
yapılabilsin. Böyle toplantılar, kongreler ve farklı organizasyonlarda bir
araya geldikçe, sayımız arttıkça, biraz da zamanla beslendikçe böyle
tartışmaları hatırlamayacağımıza da eminim… Bütün dünyada el ele çalışan doktorlar,
ebeler ve doulaların ülkemizde de doğum anlayışının olumlu yönde değişmesine
katkıda bulunacak en önemli kişiler olduğunu düşünüyorum.
***
Yoğun, yorucu ve keyifli 3 günün ardından yepyeni
fikirlerle, sorularla geri döndüm.
Öğrendiklerimden çok, güven ve inanç getirdim kongreden…
Ülkemizdeki anlayışın değişeceğine dair, kadına ve doğuma saygının artacağına
dair, pozitif doğumların yaygınlaşacağına dair inancım kuvvetlendi.
İstanbul Üniversitesi Florence Nightingale Hemşirelik
Fakültesi Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı tarafından Florence
Nightingale Hemşire Mektepleri ve Hastahaneleri Vakfı’nın desteği ile
düzenlenen kongrede emeği geçen herkesin eline sağlık. O güzel enerjiyi, gülen
yüzleri asla unutmayacağım…

