Her hamile ya da
hamile kalmayı düşünen kadın merak eder:
Doğum sancıları neye benzer? Nasıl başlar? Ne kadar sürer? Dayanabilecek
miyim?
Annelerimizden,
ninelerimizden, komşu teyzelerden dinlediğimiz doğum hikâyeleri kadar sinema
filmlerinde veya dizilerde gördüğümüz o meşhur “bağıran kadın sahneleri” de
doğum sancıları ile ilgili fikirlerimizi etkiler. Kimisi kolaycacık doğurduğunu
anlatır rahatlıkla, kimisi saatlerce nasıl ağrı çektiğini anlatır hatırlamak
istemeyerek.
Peki, nedir bu
işin aslı astarı? Doğumda neden sancı çekiyoruz? Bu sancılar ne işe yarıyor?
Çekmezsek olmaz mı sanki? Hem nasıl baş edeceğiz bununla?
Aşağıda Neler Oluyor?
Doğum sancısına neden olan faktörlerin çoğu, doğum sürecinin
doğal gereklilikleridir. Vücut, enerjisinin büyük bölümünü dünyaya gelecek olan
bebeği dışarı itmeye yöneltir. Bu süreçte açılan, kasılan, gerilen ve tam bir
hormon fırtınası yaşayan kadın bedeninde neler olur?
Rahim Kasları:
Doğum sürecinde rahim kaslarına ulaşan oksijen miktarının az olması, bu kasların
acı verici biçimde kasılmasına neden olur.
Kemikler: Pam
England’ın dediği gibi, “Bu kemikler doğurmak için yapılmıştır!” Kadınlardaki
leğen kemiğinin erkeklerdeki leğen kemiğiyle kıyaslandığında en belirgin
özelliği, esnek ve geniş olmasıdır. Doğum sırasında bu kemikler üzerinde yer
alan kaslar ve bağlar, bebeğin rahatça geçebileceği şekilde doğum kanalını
açmak üzere harekete geçerler. Eh, doğum dışında pek kullanmadığımız bu kaslar
ve kemiklerin durumunu biraz yadırgayabilir, şaşkın bir ağrı hissedebiliriz
elbet…
Boşaltım Organları:
Sabırsızlanan bebek, annenin idrar yolu, idrar torbası ve rektumu üzerinde de
baskı oluşturarak ağrıya sebep olur.
Doğum sürecinde vücutta gerçekleşen bu değişikliklerin ne
kadar acı verici olacağını etkileyen bazı faktörler de şunlardır:
Hormonlar:
Doğumda herhangi bir sebepten kaynaklanan aşırı endişe, korku gibi durumlarda
salgılanan stres hormonları (epinefrin/adrenalin, norepinefrin/noradrenalin),
hissedilen fiziksel acının daha fazla ve uzun hissedilmesine neden olur.
Bebeğin Durumu: Büyük
ve tombul bebekler, sinirlere yapılan baskı açısından, biraz daha ağrı verici
olabilirler. Ayrıca bebeğin pozisyonunun da ağrı miktarı üzerinde etkisi
vardır. Ancak büyük bebek, onu doğuramayacağınız anlamına gelmez! Her
kadının bedeni, bebeği için ne yapması gerektiğini gayet iyi bilir. Sadece
bedeni doğru yönlendirebilmek gerekir.
Genel Sağlık
Durumu/Psikolojik Durum: Bazı anneler kendilerini ağrılarla başa çıkma
konusunda daha güçlü, sağlıklı ve pozitif hissederler. Durum böyle olmadığında
ne yazık ki hormonlar yine devreye girecek ve hissedilen ağrı biraz daha fazla
olacaktır.
Yalnızlık ve Güven
Duygusu: Yapılan araştırmalar, doğuma psikolojik ve fiziksel olarak
hazırlanmış olan annelerin doğumda daha az ağrı hissettiğini doğruluyor. Aynı
şekilde, doğumda bir partnerin, ebenin veya doğum destekçisinin/dulanın
desteğini alan kişilerin de kendilerini daha güvende hissederek doğum
sancılarından daha az etkilendiği de kanıtlanmıştır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder