Doğum sancılarının fiziksel olarak nasıl oluştuğunu öğrenmek
herkese iyi gelmeyebilir! Bazı kadınlar için olayın teknik detaylarını,
bilimsel açıklamalarını bilmek faydalı olsa da, bazı kadınlar vücudunda
gerçekleşen bunca aktiviteyi korkutucu
bulabilir. Böyle bir durumda, bilgiden kaçınmak yerine bu bilgileri olumlu bir
desteğe çevirebilmek çok önemlidir.
Şahit olduğum ilk doğum, bahçe kapımın önündeki koliye
sığınıp doğum yapan bir kedinin doğumuydu. 5 saat süren bu süreci heyecanla
izlemiştim. Ağır hareketlerle kutuya yerleşmesi, durup beklemesi, ıkınmaları,
bebeği yavaşça çekerek çıkarması, temizlemesi, bunu diğer iki yavruya da
sabırla yapması, göbek bağlarını kesmesi, plasentayı yemesi; her biri muazzam
bir sükûnet ve rahatlıkla gerçekleşmişti. Sonunda 3 bebek kedi, annelerinin
memelerini bulmuş, keyifli keyifli emiyordu. O ana kadar kediye nasıl yardım
edebilirim, onu nasıl koruyabilirim, ya bir sorun olursa diye dertlenip
durmuştum ama kedi, yorgun gözleriyle gözümün içine bakarak bana harika bir
ders vermişti: doğa ne yapacağını bilir.
Kadın bedeni ne yapacağını bilir. İçgüdüsel doğamız bize
doğamızın gerekliliklerini yerine getirirken yol gösterir.
Tanıdığım bir Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı doktor,
“her kadın normal ve sorunsuz bir doğum yapabilir. %5 bir ihtimalle, sorun
çıkması durumu vardır. Biz hekimler bu %5 için kadının yanında oluruz” demişti.
Peki bu doğal süreç, bu kadar ağrılı olmak zorunda mı? Neden
çekiyoruz bu sancıları?
Şükürler Olsun,
Bebeğim Geliyor!
Bebek doğum kanalında ilerlerken kardinal hareketlerini
gerçekleştirir. Yani yolculuk boyunca karşılaştığı dirençlere göre pozisyonunu
değiştirir ve yol alır. Bu hareketler, kaslara ve sinirlere baskı yaparak ağrı
hissetmenize neden olur.
Hissedilen sancılar dolayısıyla salgılanan stres hormonları,
aynı zamanda bebeğin oksijen seviyesini de dengeler, akciğerlerini doğduktan
sonra alacağı ilk nefeslere hazırlar.
Bebek iyice yaklaştığında, doğum kanalındaki kaslar ve
bölgedeki kemikler esneyerek bebeğe yol açar. Bu, elbette biraz ağrı vericidir
ama bedeninizin bebeğinizin gelişine yardımcı olma biçimidir.
Ağrı anneye rehberlik eder. Sancılar size gezinmeniz mi
yoksa oturmanız mı gerektiğini söyler, rahatlamak için yapacağınız hareketler
bebeğin doğabilmek için doğru konumu kazanmasına yardımcı olur. Bu da bebeğin
mesajlarından biridir elbette, sadece iletişim yöntemi, doğal olarak, biraz vahşidir
:)
Hormonlara İzin Ver
Doğum sırasında salgılanan epinefrin ve norepinefrin
hormonlarının korku, endişe gibi durumlarda daha fazla salgılanarak sancıları
negatif yönde etkilediğinden bahsetmiştik. Bu hormonlar normal seviyede
olduğunda, bebek için de faydalı aslında. Ancak doğumda doğanın birer nimeti
kabul edebileceğimiz iki hormon daha aktif rol oynar, endorfin ve oksitosin.
“Mutluluk Hormonu” da diyebileceğimiz bu iki hormonun
salgılanması, kasılmaların düzene girmesini sağlar. Pelvik bölgede kasılmalar
hissettiğinizde sinirler beyne daha çok oksitosin salgılaması için sinyal
gönderir. Bu sayede rahim boynu kolaylıkla açılır ve ıkınma refleksleri gelir.
Kısacası, sancı olmadan kolay kolay salgılanamayacak olan bu
hormonlar, her şeyi düzenlemek ve anneyle bebeğini rahatlatmak için çalışırlar.
Sancılara izin vermek, bu hormonların doğru çalışmasına da
izin vermek demektir.
Ceza mı, Armağan mı?
Ortaçağ Avrupa'sında doğum sancılarını, Havva'nın günahının bedeli olarak yorumlayanlar, bu sancıları dindirmek için ilaç kullanılmasını yasaklayacak kadar ileri gitmişti. Neyse ki bugün, bu sancıların neden olduğunu, ne işe yaradığını ve nasıl işlediğini biliyoruz. Üstelik onlarla baş edebilmek için onlarca yöntemimiz var! Bir sonraki yazıda sancılarla nasıl barışabileceğimizden bahsedeceğim. Mucizevi kadın bedeni, doğurmaya, hayat vermeye hazırdır. Bir bebeği dünyaya getirebilmek bir ceza değil, muazzam bir armağandır...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder